Yolda yürürken ya da araç kullanırken genellikle önümüze ve ileriye bakarız. Çünkü gideceğimiz yön ileridir. Bazen göz ucuyla sağa sola baktığımız da olur.

İkide bir durup geriye bakmak, hele de yürürken, bir tedirginlik kuşku işaretidir. Birileri görüp “evhamlı mı ne?” diye düşünebilir.

Otomobil kullanırken dikiz aynalarından arkamızı kollamanın yararı nedir? Gideceğimiz yer ileridedir, ama yine de aracımızda dikiz aynaları var… Hikmeti nedir?

Satış yapmak, hele de giderek büyüyen bir işletmede artan hacimde satışlar yapmak ne kadar da heyecan verici değil mi? Başta işletmenin pazarlamacıları, satışçıları olmak üzere, coşkulu bir dünyada hissederiz kendimizi… Bazen bu coşku dikiz aynalarına bakmayı da unutturur… Peki, ne kaybederiz? Yani sadece ileriye bakmak, daha ileriye gitmek için yeterli değil mi?

Dünya ve ülke ekonomisinde pek çok değişkenin olduğunu, verilerin pek de öngörülebilir, istikrarlı ve güvenilir olmadığını dikkate aldığımızda, ileriye giderken arkamızın emniyetini sağlamak ve geride yaptıklarımızdan emin olmak da bir zorunluluk. Büyüdükçe, gelinen noktayı koruma ve geliştirme sorumluluğunu üstleniyoruz; risklerimiz artıyor ve riskleri nasıl yöneteceğimiz sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz.

Büyürken arkamızda biriktirdiğimiz finansal ve operasyonel riskler…

Krediler artmış, müşterilerden alacaklarımız önceki yılın neredeyse iki katı, stoklar artık eski seviyelerin çok üstünde… Nereye gidiyoruz?

İç kontrol sistemi üç yıl önceki model… İç denetim mi? Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz… Bizimkilerde yanlış olmaz…

Riskleri erken teşhis edebiliyor muyuz? Satışlarımız böyle büyürken bize bir şey olmaz!?

Ne yaptıklarını bilenler, ne yapacaklarını daha etkili belirlerler…

Humral TAN